20 mesaj
 5792
"Türkçe bir kuş dili olmadığı için bir Türk dili yok, koskoca bir Türk lisanı vardır!"
Cevapla
Kullanıcı avatarı
#1 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
Lisanımızdaki Arapça ve Farsça kelimeleri kovmak maksadıyla tonlarca kelimenin türetildiğini, bu yeni kelimelerden birçoğunun mana ve gramer bakımından hatalı olduğunu birçok yazımda ifade etmiştim. Bu hatalardan en büyüğü anlam kelimesidir.[...]

Devamı için ana sayfadaki yazı:
Anlam Nedir, Mana ile Aynı Şey Midir?
Beldemize daha yakın olmak ve daha gelişmiş bir tecrübe için uygulamamızı kurun; herhangi bir uygulamadan çok daha hafif ve güvenli. Şimdi değilYükle
#2 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
Bir tane de ben ilave edeyim. "Anlam"a yapılan ameliyat "Yaşam"a da yapıldı.
Hayat kelimesi alındı, tardedildi. Onun yerine artık yaşamımız vardı(!)
İnsanları kültüründen bu derece sistematik şekilde uzaklaştıran başka bir tatbikat olamaz. Bu imla kurallarını şu an fiil olan bir kelimeye tatbik etsek bize saçma gelir fakat öylesine bir tahakküm altında kaldık ki bu kelimeler aslında doğruymuş zannına kapıldık. Türkçenin kendisinde olmayan birçok kaide sırf kültür-dinî bağlamı dolayısı ile kelimelerimize sokuldu ve bu mefhumlar mefkuremizden silindi. Elde kalanlarla kaba inşaat çökmesin diye uğraşıyoruz.
Kullanıcı avatarı
#3 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
Ben -im ekini tümüyle reddetmiyorum. Mesela bilmekten bilim gibi güzel kelimeler de var. Kesim, bölüm, giyim vs. Lakin olması gereken bunların doğru manalarda kullanılmasıdır.
Pi'nin Yaşamı filmini seyrettiğimde, neden yaşam kelimesini kullandılar, hayat varken demiştim. Sonra üzerine düşününce ve bu yönde tahlillerde bulununca şuna vardım:
Yaşamaktan yaşam; yani bir şeyin yaşanılması, demektir. Pi'nin yaşadığı bir şeyi anlatmaktadır.
Hayat kelimesinin için çok daha geniş ve Türkçenin hamuru sayesinde zengin bir ifade şekli vardır. İş hayatı ile iş yaşamı aynı şey olabilir mi mesela? Ses bakımından da hayat ön plana çıkıyor bence. Fakat bazı şuursuzlar hariç ben hayat kelimesinin terk edildiğini görmedim.
Geriye kalan söylediklerinize katılıyorum.

Üstad Peyami Safa Bey'in de dediği gibi:
Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla mânevî değerlerini, ahlâkını soysuzlaştırmak kâfîdir.
#4 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
-m ekinin gelmesi ardından bu kelimelerin yerleşmesi tedrisat ile oldu. O yüzden bize normal gelmesi gayet tabii bir şey. Kanıksadık bunu. Fakat yöntem ve kaideler yanlış. Kısım, bab ve diğer bazı kelimeler var iken bölüm kelimesini türetmeye ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum şahsen.
Siz iş hayatı misalini verince ister istemez "Plaza Türkçesi" de zihinde beliriyor. Zavallı Türkçe. Elimizde ne hallere geldi !
#5 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
Pi'nin Yaşam'ı mevzuunda ise:
Yaşamaktan yaşam bir şeyin yaşanılması ise anlamaktan anlam da bir şeyin anlaşılması yorumu yapılabilir. Pi'de yaşam kelimesinin hayat kelimesinin değil serencam kelimesi yerine tatbik edildiğini düşünüyorum. Tabii yapımcıların serencam kelimesini bildiklerinden değil, mana olarak onu verdiği için.
Kullanıcı avatarı
#6 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
Orijinal ismi Life of Pi idir. "life" yanlış bilmiyorsam hayat ve onun yerine türetilen yaşam kelimesinin karşılığıdır.
Öz Türkçecilik diye türetilen kelimelerin birçoğu hezeyan ve gramere aykırı. Lakin bunu yaparken anlam ve mana kelimelerin farklı manalarda olmaları gibi, hayat ve yaşam kelimelerinin farklı manalarda olmaları gibi nispi bir zenginlik söz konusu. Lakin insanların bu farklılığın farkında olmamaları en büyük problem.
Neticede Türkçe, eklemeli bir lisandır. Mesela öğrenmenin kökü "ö"dür. -im eki de pek tabii Türkçedir. Lakin şuursuzluk en hakiki şeyleri bile adiliğe çevirmektedir.
#7 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
Evet fakat dediğiniz gibi "life" ile anlatılmak istenen hayat mı yoksa hayatında yaşadıkları, serencamı mı ? Biz bunun farkına varamıyoruz.
-im eki "anla" "yaşa" gibi fiillere gelip onları isim yapacak bir ek değil lakin.
Dediğim gibi, eğer suni bir şekilde olmasa size ilk katılacaklardan biri benim. Aksine bu müdahaleler lisanı açmaza götüren bir vetireye dönüştü.
#8 ·
Mesajlar: 51
Kayıt: 25 Eki 2020, 21.58
Ad Soyad: Ceren E.
Cinsiyet: Bayan
Konum: Bursa
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 313
Beğenildi : 22
@Vesaire -im ekinin çok önceleri bir misali çok muydu? giyim, kesim gibi kelimelerin eski olduğunu duyduğumu hatırlıyorum.
#9 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
cernesn yazdı: 09 Oca 2021, 18.45 @Vesaire -im ekinin çok önceleri bir misali çok muydu? giyim, kesim gibi kelimelerin eski olduğunu duyduğumu hatırlıyorum.
Merhaba.

Oradaki i+m şu şekilde:

giy-i-m, kes-i-m

"anlam"ı ise bu kelimelere bakarak uydurduk. Dedik ki "anla+m" veya "anla+Im" olmalı şeklinde. Herhangi bir yerde rastlanmıyor bu kelimeye Eski Türkçede. Anlam derken mana mı kastediliyor, meal mi kastediliyor, medlûl mü kastediliyor belli değildir.

Nihad Sâmi Banarlı'dan:
"...Türkçe'de synonyme zenginliği, dilin zevki haline girmiş, Türkçe'nin dehâsı olmuş, Türk dilinin mîmârîsine işenmiş, büyük bir dil hâdisesidir...Bugün mânâ yerine anlam, medlûl yerine anlam (mâkul sebep) yerine anlam hatta rü'ya yerine anlam sözünü kullanmak isteyenler, bu inceliği pek anlamazlar..."
#10 ·
Mesajlar: 8
Kayıt: 20 Ara 2020, 16.41
Ad Soyad: GÜL BULUT
Cinsiyet: Bayan
Konum: TRABZON
Profil: Doğrulanmadı
X (namıdiğer Twitter): GLGulguneey
Beğenildi : 3
herkesin cevabını tek tek okuyamadım, o yüzden daha önce yazıldı mı bilmiyorum ama tabi ki anlam ile ma'na kelimeleri birebir aynı değildir. Zaten "anlam" Türkçe bir kelime, "ma'na" ise Arapça kökenli bir kelimedir. Dolayısıyla birebir aynı anlamı içerip aynı anlamı karşılayamazlar. Buna karşın ma'na kelimesi dilimize de mâl olmuş ve anlam kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Anlam, bir kelimenin yüzeysel karşılığı iken; ma'na, bir kelimenin anlama göre daha derinlemesine bir karşılığı gibi geliyor bana. Yani ma'na çok daha fazla şey ifade ediyor gibi. Adeta "anlam"i, bir kelimenin kalıbı, "ma'na"yı da ruhu olarak ifade edebiliriz.
Kullanıcı avatarı
#11 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
@GÜLBUL Bence yazılanları ve ilk başta bağlantısını verdiğim makalemi okumalısınız. Kelimelere farziye olarak mana veremeyiz. Öyle olsa herkes rastgele kelimeler söyler, manasını da sadece kendisi bilir. Bu kelimelerin ruhla, vücutla alakası yok.
@Vesaire Bey'in ifade ettiği ve yanlış bir şekilde uydurulduğu söylediği ve benim tahlillerim sonucu anlam kelimesinin ne olduğunu, olması gerektiğini makalemde anlattım.
#12 ·
Mesajlar: 8
Kayıt: 20 Ara 2020, 16.41
Ad Soyad: GÜL BULUT
Cinsiyet: Bayan
Konum: TRABZON
Profil: Doğrulanmadı
X (namıdiğer Twitter): GLGulguneey
Beğenildi : 3
Rastgele değil olası bir ihtimali yazıyorum ben. Üstelik olan, bilinen bilgiler çerçevesinde...Burada her şey bilimsel olarak mı yazılıyor veya öyle mi ifade edilmesi gerekiyor? eğer öyleyse yoruma neden açılıyor veya yorum yapma hakkımız yok mu? kişiler kendilerine ait fikirleri beyan edemiyor mu? Ayrıca söylediğim ifadelerde normal bilgilerle çelişen bir durum mu var...
Kelimenin ruhu ve vücudu olması tabirinden kastımın doğrudan kelimenin ruhla ve vücutla alakası olması sonucunu mu çıkarttınız? Üstelik böyle önceliği şiir olan bir platformda...
Basit bir yorum yapmıştım sadece. Size doğru gelip gelmemesini kestiremedim kusura bakmayın.
Kullanıcı avatarı
#13 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
Evvela şunu sormalıyım ki ben sizin fikrinize karşı başka bir fikir beyan ettiğimde neden hiddetleniyorsunuz? Sakin olunuz. Lakin burada şu başlıkta bir şiiri yorumlamıyoruz. Siz zannınıza göre kelimelerı yordunuz. Ben de bunun doğru olmadığını, dahası kelimenin eklerine istinaden mana yerine kullanamayacağını, onun "bir şeyin anlaşılması" demek olduğunu ifade ettiğim makalemden bahsettim.
#14 ·
Mesajlar: 8
Kayıt: 20 Ara 2020, 16.41
Ad Soyad: GÜL BULUT
Cinsiyet: Bayan
Konum: TRABZON
Profil: Doğrulanmadı
X (namıdiğer Twitter): GLGulguneey
Beğenildi : 3
Durumu şahsa indirgeyip hiddet ile alaka kurmanın bir anlamı/ bir ma'nası (artık hangisini tercih ederseniz:)) yok. Burada şahıslar arası atışmadan ziyade fikirler arası atışma ve alışveriş daha faydalı olacaktır eminim ki... Dolayısıyla uzatmanın da bir anlamı/ma'nası yok:)
Kullanıcı avatarı
#15 ·
Mesajlar: 281
Kayıt: 29 Kas 2020, 20.58
Ad Soyad: Muharrem DELİBAŞ
Cinsiyet: Bay
Konum: ANKARA
Profil: Doğrulandı
Beğendi : 326
Beğenildi : 284
Halil Bey, konu içerikli makalenizi okudum. TDK'nin Türkçe Sözlüğündeki açıklama ve örnekten yararlanmışsınız (istifade etmişsiniz). Yazınızda iki sözcüğün (kelimenin) birçok şair ve yazarımızın kullanımıyla ilgili birçok örnek olmalı idi ki ikisi arasındaki meal farkı tam olarak ortaya konulabilsin. Yazınızı makale derinliğine inememiş gördüm. Türkçeyi çok seviyorum -ki karalamalarımın bir nedeni de budur- Bu nedenle şunu belirteyim: Dil konusunda yüzyılı aşan ciddi bir tartışma var. "Eskiyi ya da yeniyi daha çok önemseyenler (mühimseyenler)" Ben anlamını bildiğim ve paylaştığım neredeyse herkesin anlayabileceği kelimeleri kullanmakta bir beis görmem. Eski olmasa yeni olmazdı; eskiden yararlanan yeni daha güçlü olur. Bugün Ahmet Haşim'in birkaç nispeten sade dilli şiiri dışındaki şiirlerini kaç kişi okuyup anlayabiliyor? Değerini eserleriyle ortaya koymuş her şairi taktir ederim. Daha önce de belirttiğim gibi "kelime kullanımına bağlı olarak bazılarını küçümsemek, yargılamak; buna bağlı olarak da kendini otorite, öz değerlere bağlı görmek ve olası değişim ve yenilik arayışlarına kapıyı kapatmak bana makul gelmiyor. "Uydurukça" olarak adlandırılabilecek izansız ve mizansız ve bilimsellikten uzak dile tabi ki karşıyım. Bu sözüm sizden bağımsız olarak genel görüşümdür. Öte yandan dilimizdeki kelime sayısı ve bunların kullanımının dilimizin zenginliğinin mühim bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta iki kelimenin kullanımını "sözlük"ten hareketle aklıma gelen kullanımlarını düşünerek karşılaştırdım ve ikisinin aynı nüansta birleştiğini, birbiri yerine kullanımının uygun olduğunu gördüm.
#16 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
küntagsu yazdı: 10 Oca 2021, 22.00 Halil Bey, konu içerikli makalenizi okudum. TDK'nin Türkçe Sözlüğündeki açıklama ve örnekten yararlanmışsınız (istifade etmişsiniz). Yazınızda iki sözcüğün (kelimenin) birçok şair ve yazarımızın kullanımıyla ilgili birçok örnek olmalı idi ki ikisi arasındaki meal farkı tam olarak ortaya konulabilsin. Yazınızı makale derinliğine inememiş gördüm. Türkçeyi çok seviyorum -ki karalamalarımın bir nedeni de budur- Bu nedenle şunu belirteyim: Dil konusunda yüzyılı aşan ciddi bir tartışma var. "Eskiyi ya da yeniyi daha çok önemseyenler (mühimseyenler)" Ben anlamını bildiğim ve paylaştığım neredeyse herkesin anlayabileceği kelimeleri kullanmakta bir beis görmem. Eski olmasa yeni olmazdı; eskiden yararlanan yeni daha güçlü olur. Bugün Ahmet Haşim'in birkaç nispeten sade dilli şiiri dışındaki şiirlerini kaç kişi okuyup anlayabiliyor? Değerini eserleriyle ortaya koymuş her şairi taktir ederim. Daha önce de belirttiğim gibi "kelime kullanımına bağlı olarak bazılarını küçümsemek, yargılamak; buna bağlı olarak da kendini otorite, öz değerlere bağlı görmek ve olası değişim ve yenilik arayışlarına kapıyı kapatmak bana makul gelmiyor. "Uydurukça" olarak adlandırılabilecek izansız ve mizansız ve bilimsellikten uzak dile tabi ki karşıyım. Bu sözüm sizden bağımsız olarak genel görüşümdür. Öte yandan dilimizdeki kelime sayısı ve bunların kullanımının dilimizin zenginliğinin mühim bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta iki kelimenin kullanımını "sözlük"ten hareketle aklıma gelen kullanımlarını düşünerek karşılaştırdım ve ikisinin aynı nüansta birleştiğini, birbiri yerine kullanımının uygun olduğunu gördüm.
Merhaba, @halilesen Bey kendi cevabını verecektir. Ondan evvel mesajınızda naçizane birkaç düzeltmede bulunmak istiyorum.
"taktir" değil "takdir",
"tabi ki" değil "tabii ki" olacak.

Herhangi bir kesimi tahkir etme düşüncesi mevcut değil aslında. Bu bir zihniyet meselesi. "Anlam" kelimesinin uydurulmasının sebebi mevcut kelimelerin yerine ikame edilmek istenmesi. Herhangi bir ihtiyaç ile ortaya çıkmış değil. Binaenaleyh tepeden inme bir lisanı kabul etmek mümkün olmamalı. Lisan canlı ve cemiyetle beraber gelişen bir yapı. TDK'nin yaptığı gibi "Bugün bu kelimeyi uydurayım, yarın şunu sileyim" tarzı ile bir ilerleme kaydedilemez. "Anlam" kelimesi böyle bir uydurmanın ürünü. Bununla beraber 2-3-4 kelimenin yerine 1 kelime olarak konulmaya çalışılıyor. Bu da düşünce ufkumuzu daraltmakta.
Kullanıcı avatarı
#17 ·
Mesajlar: 1771
Kayıt: 11 Haz 2020, 16.22
Ad Soyad: Halil ESEN
Cinsiyet: Bay
Konum: Bursa
Profil: Doğrulandı
X (namıdiğer Twitter): halilsncom
Beğendi : 824
Beğenildi : 791
@küntagsu Bey, makalem ile alakalı tenkidinize teşekkür ederim. Fırsat bulduğum zaman sağlamlaştırmak adına düzenlemeler yapacağım.
Esasından ben hiç eski yeni kavgasına girmedim. Sadece doğru olanı kullanmak istedim. Yeni kelimelere elbette ihtiyaç duyulur ve gramere uygun bir şekilde türetilir. Bazıları gramerin de uydurma olduğunu söyler, lakin orada milli bir irade vardır ve birinin böyle oluversin demesiyle meydana gelmemiştir. Lakin bu ve benzeri kelimeleri kullanmak bizim 2000-2500 senelik birikimimizi, tecrübemizi bilememek, okuyamamak demektir. Bu hafıza kaybıdır. Ben buna karşıyım. Doğru kelimeleri kullanalım, kelimelerin mantığını bilelim isterim. Yeniliğe karşı değilim. Mesela Yeni Lisan hareketi ile sanatçıların ortaya koyduğu bir lisan anlayışı vardır, severim. Lakin onlar kelime uydurmamış, Türkçenin hüviyetini daha çok açığa çıkarmağa çalışmışlardır.
Cumhuriyetimizin ilk zamanlarında uydurulan/türetilen her kelime yanlıştır demem. Mesela sağlık, kimlik, bilim, özet ve sair kelimeleri çok severim. Lakin sadece bu kelimeleri bilen nesil, nasıl mazisini okuyabilir? Değil dedesini, en müstesna Türk büyüklerini bile anlayamaz. Ancak birileri sadeleştirmeli (!) ve onun önüne koymalıdır. Elbette her devirde lisan değişir. 500 sene evvelkiye 1000 sene evvelki Türkçe aynı mıdır? Lakin bu @Vesaire Bey'in de dediğ gibi tabii yollardan, kendiliğinden olur. Tüm Arapça ve Farsça kelimeleri kovmak için bu türetme yoluna başvurulduğunu pek tabiidir ki biliyorsunuz. Oysa bir onlar kadar da Avrupa'dan gelen kelimeler vardır.
Dahası burada otoritelik taslamıyorum. Şayet genel olarak bana güç verilse Türkçeyi akla gelmeyecek şiddetle savunacağıma şüpheniz olmasın. Türkçemizi hepimiz çok seviyoruz ve onun layık olduğu yeri hep yükseklerde tahayyül ediyoruz.
Kullanıcı avatarı
#18 ·
Mesajlar: 281
Kayıt: 29 Kas 2020, 20.58
Ad Soyad: Muharrem DELİBAŞ
Cinsiyet: Bay
Konum: ANKARA
Profil: Doğrulandı
Beğendi : 326
Beğenildi : 284
1. Sn. Vesaire, yorumumu okumanızdan ve yanlış yazımımı düzeltmenizden memnunum. Ne kadar dikkat etsem de hata yapabiliyorum. "Taktir" sözcüğünü sözlük anlamında kullanmadığımı düşünmüş olmalısınız. Tekrar sözlüğe bakarak "taktir"i sözcük hazineme eklemiş oldum. (Nedim'in bir gazelinde geçer.)
Dil bizim ortak ve en büyük değerimiz. Halil Esen'in de değindiği -sizin de bildiğiniz-gibi canlı bir varlık. Bu nedenle zamanla değişmesi kaçınılmaz. Günümüzde Batı'dan gelen binlerce kelimeyi Türkçe karşılığını bulmadan dilimizi nasıl koruyacağız? Kök ve ek arasındaki anlam bağından dolayı yeni kelimeler türetmek ve bunu yaygınlaştırmak elzem. TDK'nin ya da başkalarının bazı hatalı türetmelerinden, üstelik yazımda istikrarı sağlayamamış olmasından dolayı TDK'yi günah keçisi olarak görmek çözüm değil.
2. Halil Bey, Türkçeyi sevdiğinizi elbette biliyorum. Bu konuda bir yarış gibi saçmalığı savunacak da değilim. Eski-yeni, sözünü dili tasarruf açısından kullandım. Sadeleştirme ve türetme konusunda yanlışlıklar ve art niyetler olsa da yeni nesne, olgu ve mefhumları (kavramları) karşılayacak bize ait kelimelere ihtiyacımız var, diye düşünüyorum.
Otorite sözü ile sizi kastetmediğimi "Bu sözüm sizden bağımsız olarak genel görüşümdür." cümlesi ile belirttim. Ayrıca dilimizle ilgili hassasiyetinizi gıptayla müşahede etmekteyim. Sürçü lisan etmişsem affola.
#19 ·
Mesajlar: 96
Kayıt: 04 Ara 2020, 22.53
Ad Soyad: Vesair Vesaire
Cinsiyet: Bay
Konum: Vesaire
Profil: Doğrulanmadı
Beğendi : 98
Beğenildi : 74
küntagsu yazdı: 11 Oca 2021, 00.58
Dil bizim ortak ve en büyük değerimiz. Halil Esen'in de değindiği -sizin de bildiğiniz-gibi canlı bir varlık. Bu nedenle zamanla değişmesi kaçınılmaz. Günümüzde Batı'dan gelen binlerce kelimeyi Türkçe karşılığını bulmadan dilimizi nasıl koruyacağız? Kök ve ek arasındaki anlam bağından dolayı yeni kelimeler türetmek ve bunu yaygınlaştırmak elzem. TDK'nin ya da başkalarının bazı hatalı türetmelerinden, üstelik yazımda istikrarı sağlayamamış olmasından dolayı TDK'yi günah keçisi olarak görmek çözüm değil.
Ne demek istediğinizi gayet iyi anlıyorum, fakat bu hususun "anlam"ın uydurulması mevzuu ile alakası bulunmuyor.
Kelime ihtiyaca binaen türetilebilir, fakat "anlam"da bir ihtiyaç söz konusu değil. Kelime düşmanlığı ile uydurulmuş bir kelime. Bunun kabulü mümkün olmadığı gibi bundan TDK'yi mesul tutmak gayet tabii diye düşünüyorum.
Kullanıcı avatarı
#20 ·
Mesajlar: 281
Kayıt: 29 Kas 2020, 20.58
Ad Soyad: Muharrem DELİBAŞ
Cinsiyet: Bay
Konum: ANKARA
Profil: Doğrulandı
Beğendi : 326
Beğenildi : 284
Hülasa, herkes haklı.
Forumda başlıklara cevap yazabilmek için kayıtlı ve giriş yapmış olmalısınız.
Cevapla
Paylaş:

  • Benzer Konular