İyi Yazı Kötü Yazı

 1 mesaj
 250
Cevapla
Kullanıcı avatarı
peyamisafa
Peyami Safa

Doğrulanmış
Bu profil, orijinal olup gerçek bir kimseyi temsil etmektedir.
Yâd Profili
Mesajlar: 6
Kayıt: 13 Haz 2021, 23:05
Ad Soyad: Peyami Safa
Cinsiyet: Bay
Konum: İstanbul
Profil: Doğrulandı

#1 ·

İyi yazının birinci cümlesi, mevzua girmek için tereddütsüz atılmış ilk adımdır. Arkasından gelen cümleler, vezinli adımlarla, sekmeden, aksamadan, sendelemeden onu takip ederler.

Kötü yazının birinci cümlesi, mevzuun eşiği önünde korku geçirir; ne içeri girebilir, ne de oradan uzaklaşabilir; alevin etrafındaki pervane sarhoşluğuyla dört döner, kendini oraya buraya çarpar, yorulur ve sersemleşir. Bazen mevzuun içine girer, fakat çok durmayarak kendini dışarıya atar, başka mevzuların eşiklerine sürünür; bazen de bu yabancı mevzuların cazibesine yakalanır ve kendini oradan zor kurtarır.

İyi bir yazının ifade kılıfı, mevzuunu bir eldiven gibi sımsıkı ve kıskıvrak içine alır, ne dışarıya bir fikir kaçırır ne içeriye fazla bir kelime sokar.

Kötü bir yazının ifade kılıfı ya dardır ya boldur. Darsa içine maksadını sığdıramaz; bolsa mevzuun dört tarafını lüzumsuz hava tabakalarıyla şişirir, bir sürü parazit hayallerle üslubu gevşetir ve sarkıtır.

İyi yazıda cümleler ve kelimeler hendesi bir disiplin altındadırlar. O kadar yerli yerinde ve biçimli dizilmişlerdir ki, hiç birini kaldıramaz, daha evvele ve daha sonraya alamazsınız.

Kötü yazıda ibare bu simetriden mahrumdur, mevzuu daima çarpılır ve ifade yan yatar.

İyi yazı, okuyanları kağıdın beyazlığından, satırların siyahlığından uzaklaştırarak şekillerden ayrı bir muhteva alemine götürür. Okuyana, elinde bir kağıt tuttuğunu, gözlerinin önünde çizgiler olduğunu, bir yazı okuduğunu unutturur.

Kötü yazı, okuyanın bu mana ve mefhum alemiyle temasını ikide bir kesen fikir ıttıratsızlıkları, kelime uygunsuzlukları ve ifade ahenksizlikleriyle dikkati hep mevzudan ibareye, esastan şekle çeker.

İyi yazı karışık fikirleri sadeleştirir; kötü yazı sade fikirleri karıştırır.

İyi yazının affetmediği başlıca hatalar şunlardır: Tereddüt, tekrar, bulanıklık, ahenksizlik, laubalilik, fikrin bünyesine mensup olmayıp da ona dışından musallat olan hayaller, semboller, teşbihler ve istiareler, kırıtmalar, yapmacıklar, samimiyetsizlik, ölçüsüzlük, lisanda kelime icatçılığı.

Bu hatalardan düşünce mi mesuldür, ifade mi?
İyi düşünüp kötü ve kötü düşünüp iyi yazanlar var mıdır?

Pişkinliğin, melekenin ve hünerin yazıya bir çok nimetler verdiğini inkar etmem; fakat bu hüner ne derece ileri gitmiş olursa olsun iyi yazıyı iyi bir düşünceden ayıramaz. Hem de bu hünere sahip olmak şansı, ancak iyi düşünenlerde vardır.

Şöyle diyebilirim: İyi düşünüp de meleke eksikliği yüzünden kötü yazanlar olabilir fakat kötü düşünüp de meleke sayesinde iyi yazanlar olamaz.

İyi yazı = iyi düşünce + meleke.

Öyleyse iyi düşünce üstünde anlaşmalıyız.

Şiir düşüncesini bundan ayırıyorum. İyi yazıdan maksadım nesirdir. Ne manzume, ne de şiir vizyonları taşıyan ve eskilerin tabiriyle, mensure. Manzume ve mensure mevzuumuzun dışında kalınca, iyi yazı muhayyilenin değil, zekanın ve gayet sıkı bir zihin disiplininin emri altına girer.

İyi düşünmeyi tarif etmek, koskoca bir psikoloji kitabının işidir. Burada yapabileceğimiz şey iyi düşüncenin birkaç büyük vasfını tayin etmek.

İyi düşünce mevzuun esasını kavrar. Onu gruplara ve unsurlara ayırır: Tahlil. Bunlar arasındaki münasebetleri bulur: mukayese. Bu münasebetleri hükümlere bağlar: muhakeme.

İyi düşüncede kaba taslak üç safha görünüyor:
  1. Esası kavramak.
  2. Tahlil ve tasnif.
  3. Mukayese ve muhakeme.
İyi yazının yukarıda saydığımız vasıfları da iyi düşüncenin bu üç esaslı hareketinden geliyor:

Birinci hareket: Mevzu iyi kavranmışsa ifade onun hududundan dışarıya bir kelime taşmaz. Tereddüt, fazlalık, tekrar ortadan kalkar.

İkinci hareket: Fikirler iyi tahlil ve tasnif edilmişse ibarenin hendesi disiplini elde edilmiş olur. Cümleler ve kelimeler yerlerinden kımıldatamayacak kadar riyazi noktalarına oturulmuş olurlar.

Üçüncü hareket: Mukayese ve muhakeme yerindeyse bulanıklık, samimiyetsizlik ve fikrin bünyesine mensup olmayıp da ona dışardan musallat olan hayaller, semboller, yazı oyunları ve kelime icatları da ortadan kalkar.

Esası kavranmış, iyi tahlil ve tasnif, iyi mukayese ve muhakeme edilmiş bir düşünce daima en emin ifade şeklini bulur. Bu şekil, düşüncenin o üç esaslı hareketinin çizdiği yoldan başka bir şey değildir. Bu hareketler yanlış veya eksik olduğu zaman, muhayyile muhakemenin kusurlarını telafiye koşar ve hayaller, icatlar, oyunlar başlar.

O zaman muharrir bizi mevzuuyla ve fikirleriyle değil, ifade tarzıyla kazanmaya çalışır ve düşüncesinin kifayetsizliklerini semboller ve rüyalar içine gizler. Bu hal, fikir yazılarını fanteziden ayıramayan muharrirlerde çok görülür.

Madem ki iyi yazı, iyi düşünceyle melekenin mevzuuna müsavidir, bundan ameli bir netice çıkarmak isteyen heveskarlara verilecek ilk direktif şudur: İyi düşünceyi çok düşünerek, melekeyi de çok yazarak elde etmek.

P. Safa, “İyi Yazı Kötü Yazı”, Yedigün, C. 13, Nu: 329, 27 Haziran 1939, s. 5, 25.
Cevapla
Paylaş:
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Son mesaj