İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gibi 3. Sezon 2. Bölüm İncelemesi: Keskin Nişancı

Söz verildiği üzere Gibi dizisinin üçüncü sezon bölüm incelemeleri devam ediyor; bu defa Keskin Nişancı isimli 3. sezon 2. bölümün inceleme ve analizi ile bulunuyorum. Evvelki bölümü beğenmeyen bazı kahkaha arsızı kimseleri memnun eder mi bilinmez ama ondan daha iyi olduğu söylenebilir. Yine bölümün konusu üzerinden analiz edeceğiz, bu sebeple spoiler içerir.

Yılmaz ve İlkkan emlakçı arkadaşlarının peşinde bir daireyi görmeğe giderler. Daireyi pek beğenmeseler de içini dolaşmağa devam ederler. Lakin iş son katta olan dairenin terasına çıkınca değişir. Terasta siper almış bir keskin nişancı ile karşılaşırlar. Tabii donakalırlar. Dahası öncesinde arkalarından geliyor bulunan bulunan Ersoy da yolda sahipsiz görüp yanına aldığı bir snowboard ile gelir.

Keskin nişancı ile tuhaf bir laf kalabalığı sayılacak sohbet sonucunda Fiji ticaret bakanının korunduğunu öğreniriz. Memurun ihtarı sebebiyle oradan ayrılamazlar da. Sonrasında Yılmaz keskin nişancıya poşetindeki gazozlardan birini ikram etmek ister. Polis memuru Yılmaz’ın attığı tenekeyi tutamaz; bununla meşguliyeti sırasında ise birkaç el silah sesi duyulur.

Bizimkilerin sebep olduğu dikkat dağınıklığı ile öldürülen Fiji ticaret bakanının failini de hiç kimse görmemiştir. Memurun dikkati dağılmasaydı belki vakaya mani olacak, hiç olmazsa suçluyu teşhis edebilecekti.

Bu arada Fiji, dünya haritasının en ucunda Avustralya’nın ötesinde, Türkiye ile arasında 15.713 km mesafenin bulunan bir ülkedir. Bölümün ilerleyen kısımlarında da ifade edildiği üzere bizim için akla gelmeyecek kadar ehemmiyeti olmayan bir ülkenin seçilmiş olması da işleri daha komik bir tarafa itiyor.

Elbette bu elim hadisenin tesiri ile gözüne uyku girmeyen Yılmaz işin peşini bırakmaz. Cinayeti çözmek için o civarın insanlarına ve esnafına müracaat eder. Lakin sorduğu hiç kimse olayı bilmiyordur, dahası sanki saklamağa çalışır gibi bir halleri de vardır; hatta bir nevi tehditkar konuşurlar.

Dahası sonraki günlerde Yılmaz, İlkkan ve Ersoy yolda bu vaziyet hakkında konuşarak yürürken hemen yanlarında kırmızı küçük bir otomobil durur. İçinden inen Bora Kantarcı isimli tuhaf bir adam kendisini takdim eder ve bizimkilerle tanışır. Geliş sebebi helalleşmektir: Ersoy’un yolda sahipsiz diye aldığı (veya İlkkan’ın dediği gibi çaldığı) snowboard’un sahibi olduğunu, hakkını helal ettiğini söyler ve çekip gider.

Adamdan şüphelenen ve halen işin peşinde olan Yılmaz adamı araştırmağa başlar; sosyal medya hesabını bulur ve kaldığı yeri tespit eder. Şüphelerinde haklıdır, çünkü helalleşmek için gelen bu adam o sırada nahoş bir hadiseye tanıklık ettiğini, babasına çok benzeyen birinin vurulduğu için snowboard çantasından uzaklaştığını söylemiştir.

Adamın kaldığı otele gittiklerinde kendisi cinayeti gördüğünü itiraf eder. Lakin gördüğünü sadece emniyet güçlerine anlatabileceğini söyler. Emniyette iken olayı bir deli ağzıyla anlatan adam polisleri çıldırtır. Kendisinden artık katili tarif etmenizi istendiğinde ise parmağını uzatarak İlkkan’ı gösterir. Elbette bu hareketten sonra adamın tam deli olduğuna kanaat getirilir ve bizimler tabiri caizdir karakoldan kovulur.

Çıkışta Yılmaz, Bora Kantarcı’ya hesap sormak için onu takip ederken yolunu üç ihtiyar keser. Onunla konuşmak istediklerini söyleyerek bir öğle rakısı içmeğe davet ederler. Dahası burada bu deli dediğimiz adamın hikayesini anlatırlar.

Mahalleye bir berduş olarak gelen, devamlı altına yapacak kadar kontrolsüz olan Bora’dan mahalleli kurtulamayınca ve kendisinin insanlara orasını burasını göstererek rahatsızlık vermesi sonucunda onu dövmeğe başlarlar. Canı sıkılan gelip dövermiş. Sonra bir büyükleri bunun insanlığa sığmayacağı gibi bir nasihat sonrasında pişman olup Bora’nın elinden tutmağa başlarlar. Yedirir, içirir, giyindirir ve severler. Dahası Forrest Gump misali yükselmiş, büyük bir iş adamı, nüfuzlu bir insan oluvermiştir. Bununla da kalmayıp insanlara yardım eden, çocukları okutan, düşmüşü kaldıran büyük bir hayırsever olmuştur.

Elbette mahalleli de bu nevi menfaatleri için onu koruyup kollarmış. Yılmaz’ın ve polisin mahalleliden hiçbir laf alamaması bunun neticesidir. Öyle ki onu korumak için her pahaya razıdırlar.

Diğer yandan işin aslını da açığa çıkar: Bora, Fiji bakanını onu küçükken hep döven babasına benzediği için öldürmüştür. Lakin hem cezai ehliyetinin olmaması, hem tehditkar çıkışlar bizimkileri susturmağa yeter. Dahası olayı polis de çözmüştür. Baş komiser Yılmaz’ı tenha bir yere çağırıp faili zaten birkaç gün öncesinde bulduklarını ama Fiji’nin ekonomik kaygılarla olayı örtbas etmek istediği söyler. Yılmaz’dan da bunu sızdırmamasını, ağzını sıkı tutmasını ister. Lakin Yılmaz karşılığında bölüm sonunda duygu yüklü sahnede öğrendiğimiz bir istediği karşılığında bunu kabul eder.

Birkaç gün sonrasında evlerine dönen üçlümüz kapı önlerine bırakılmış bir koli bulurlar. Meğer Fiji hükumeti olayı örtbas etmek için ağızlarını sıkı tuttuklarından Yılmaz’a bir hediye kutusu göndermiştir: Teşekkür mektubu, 100 dolar ve iki madalya.

Madalyaların biri Yılmaz’ın, lakin diğerinin kime ait olduğu ile alakalı Ersoy ve İlkkan arasında müthiş bir kavga çıkar. Açıkçası Ersoy’u hiç böyle görmemiştik ve biz seyirciler için adeta bir şok oldu. Ersoy’un ara sıra çıkışları oluyordu, ancak bu defa ağzını fena bozdu.

exxen-gibi-dizisi-ücüncü-sezon-ikinci-bolumu-keskin-nisanci-konusu-yorumu-yorumlari-elestirisi-incelemesi-Gibi-3-Sezon-2-Bolum
Gibi dizisi | A. Kürşat Öçalan, Feyyaz Yiğit, Kıvanç Kılınç ve Turgay Doğan | Exxen

Benim geçen bölümde de dikkat ettiğim bölüm sürelerinin eski sezonlara nazaran daha uzun olması bu bölümle daha da rayına oturmuş. Hemencecik biten bir bölüm yerine seyretmekten daha uzun keyif alınan bir formata dönüşmüş. İlk bölümde az çok hissedilen yeknesaklık bence bu bölümde ortadan kalkmış. Lakin bu önceki bölümü kötü yapmıyor ki hakiki Gibi seyircisinin beğendiği söylemek mümkündür.

Gibi 3. Sezon 3. Bölüm İncelemesi: Büfe

Bu arada burada veya herhangi bir yerde hikaye ile alakalı yazılanların seyrederken görülecek detayları ve sergilenen müthiş performansı tarif etmekten münezzeh olduğunu dile getirmek gerekir. Dahası genel olarak dizinin her sahnesi ayrıca konuşmağa şayan. Zaten Gibi’nin güzelliği o detaylarda.

Keskin Nişancı isimli sezonun ikinci bölümüne “gibisi var” diyorum.

Peki sizler ne düşünüyorsunuz? Gibi dizisinin 3. sezonun 2. bölümünü nasıl buldunuz? Sizce en iyilerden biri olmağa aday bir bölüm müydü? En sevdiğiniz sahneleri nelerdir? Lütfen fikirlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşmaktan geri durmayınız. Yorumlar kısmında tartışmağa devam edelim.

Daha fazlası için sitemize ve yine kültür sanat, fikir ve edebiyat ile alakalı paylaşım ve tartışmaların yapıldığı forumumuza, hususi olarak Exxen alanına mutlaka göz atın.

Yorum Yaz Paylaş
Paylaş:
Haberler

Yorumlar (5)

Yorum Yaz
  1. berdo berdo berdo berdo Misafir | 1 Kasım 2022

    efsaneydi

    • halilesen Halil ESEN Yazar | 1 Kasım 2022

      Kesinlikle. Tekrar izlemeğe gidiyorum. Canım çekti. 😀

  2. carnick carnick Misafir | 9 Kasım 2022

    bölümün sonunda çalan parçanın adı nedir ?

    • halilesen Halil ESEN Yazar | 10 Kasım 2022

      Buldum. Keskin Nişancı bölüm sonundaki şarkı Mohammed Izhar‘ın Kau Di Hatiku isimli parçası. Dinleyebileceğiniz YouTube vidyosu:

      • Canan Karacan Canan Karacan Misafir | 19 Kasım 2022

        Teşekkürler.

Yorum Yazın

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz; lütfen gerekli bilgileri giriniz; e-postanız asla yayımlanmaz.

O Belde Uygulamasını Edinin
O Belde uygulaması
Beldemize daha yakın olmak için uygulamamızı kurun; herhangi bir uygulamadan çok daha hafif ve güvenli. Başlamak için dokunun.
O Belde Uygulamasını Edinin
O Belde uygulaması
Başlamak için Paylaş düğmesi simgesine dokunun, seçenekler listesinde aşağı kaydırın, sonra Ana Ekrana Ekle’ye dokunun.