Cem Adrian ve Sanat

Hiç Cem Adrian konserine gitmedim. Lakin eğer yazsaydım Ölmeden Önce Yapılacaklar listesinde mutlaka bir Cem Adrian konserine gitmek maddesi bulunurdu. Gitmeme sebebim bulunduğum şehirde içkili ve gürültülü kafelerde yahut herkesin ayakta sıkıştığı, bu beni rahatsız ediyor, mekanlarda sahneye çıkmasındandır. Lakin benim hayalim Bostancı Gösteri Merkezi gibi bir yerde, hatta orada, 10. Yıl Konseri gibi bir performansında bulunmaktır.

Bir sanatçı sanatı icra eder iken yalnızca maddi sebeplerle bunu yapmaz, yalnızca çok sevilmek, çok dinlenmek yahut okunmak için de yapmaz; sevdiği için yapar. Gerekirse sanatının sırlarını paylaşabilir. Sanat için sanat yapar, sanat için sanatçı olur. Cem Adrian‘da bunu fark ettiğim ilk hal, Yalnızlık Senden Daha Çok Seviyor Beni EP’ini ücretsiz olarak indirmeğe sunmasıydı. Neden, diyordu, Çünkü sizi seviyoruz. (2015)

Dünyada Korona-virüs salgını hakim iken de gerçekleştiği Evden Canlı konserler ile on binlerce, bir tanesinin galiba 45 binlerdeydi, dinleyiciye ulaşarak yine sanatını icra etti. İşte gerçek bir sanatçı, diyorsunuz.

Lakin onu yalnızca bu sanatçılığı veyahut yardımseverliği sebebiyle sevmiyorum, dahası onun şahsiyeti beni alakadar etmiyor, onun birçok görüşüne de katılmıyorum; ben asıl sanatı için seviyorum. Onun 11 adet albümü ve onca tekli arasında bir gök kuşağı gibi rengarenk, lakin koyu tonlarda, büyüsünde kaybolmak hissi ve bazen bir naranın uzunluğunda kaybolmak zevki, işte bu sevdiriyor. Onun kendi kendisiyle düet etmesi, sanki bir büyük orkestrayı bünyesinde barındırması sizi sarıyor ve asla sıkmıyor.

Dahası bu zamana kadar hiçbir şarkıcıda rastlamadığım bir şey de var: Konserleri çoğu defa stüdyo kayıtlarından daha güzel. Konserlerde bir süper-nova kabilinde sahnede bulunması, sesinde adeta tüm hislerin hürriyetinin bulunması, harikulade bir tecrübedir. Bunları konser kayıtlarından biliyorum. Tamam, çok şahsileştim. Gerçi her şey şahsidir.

Benim en çok merakımı cezbeden şey de bir filmin afişi ve bir albümün kapağıdır. Orada ayrı bir sanat eseri ararım. Dahası bunu Cem Adrian albümlerinin kapaklarında çok defa bulurum. Bazen cesurca dahi olsa sevilen ve içersinde bir felsefe barındıran görsellerdir. (Tekliler o kadar da değil)

Cem Adrian albümlerim (bazı teklileri almadım)
cem-adrian-albumleri-o-belde

Birçok konser videosunda Cem Adrian’ın dinleyicileriyle birlikte şarkı söylediğini gördüm. Genelde nakaratında oluyor, bir mısrasını söylüyor, diğerinde susuyor ve dinleyici devam ediyor. Bu diğerlerinde görmediğim harikulade bir harekettir. Dinleyicisiyle düet yapan bir sanatçı. Sanatını paylaşan bir sanatçı.

Son olarak eklemek lazımdır ki Cem Adrian benim sanatımda ilhamımın bir destekleyicisi olmuştur. Sesinin beni sürüklediği denizde içimdeki hüzün kürekleriyle gittiğim bir edebiyat yolu oluşmuştur. Onu belki bu kadar çok benimsemem hüznün (melal) en değerli şey olduğunu savunmama sebep oldu. Adeta “Acılarımı sakla / acılar masal olsun, anlat” dediği o masal anlatıcısı bendim.

Yazımı Cem Adrian’ın bir konser kaydıyla sonlandırmak istiyorum. Bir gün buluşmak dileğiyle; devletle.